English Türkçe

Çürüntüler

hey, toplanmışsınız bakıyorum. çarmıha gerecekmişsiniz beni. size yâr olmadım diye, tamıma koyacakmışsınız.

 

ha buyur burdan

"Beauty is in the eye of the beholder."

 

Well, the problem is, these beholders have relatively objective and completely subjective beauty judgements at the same time. (Some kinds of) ethics teach us how to devalue the beauty and lean towards appreciating mental power, but nobody seems to be listening.

 

Comparison seems to be the de facto standard of our internal feelings today. This is what's happening: I had once examined the external parameters of an organism in a biological and evolutionary sense (and wrote a paper, "Behavioral Freedom, 2013") and the observation yielded that the environment we keep interacting is solely a parameter of our internal processes and not a decisive factor. The same is also valid for our mental processes. The affection or disgust coming from outside world should normally not have much effect within your very self.

 

But, really, what's happening? We kind of get that beauty is clearly "not" in the eye of the beholder. Then, I ask myself, if beauty is within me, how do I define it? And moooooreover, how the hell can I even have a beauty concept within myself, which is a single entity with (read this part) nothing to compare with? This is the point I yell at the planet, "oh motherfsdjvdsvd."

 

So you people came up with this huge concept called "beauty" and based it completely on comparison with other external elements (other people) and made it extremely effective in your lives. Now this is a problem.

 

Now this is a problem of mine, because I don't know how to deal with you guys. All of you have relatively subjective and relatively objective beauty values; am I supposed to satisfy all of them? Should I market my face and the rest exclusively for your eyes? Should I take nice photos, retouch them and spread it all over the social media? How am I going to be valuable to you as a "whole" (this is the key word) person, including body and mind? Is anybody ever going to be the perfect body and mind for you, without going into supportive ways such as self-marketing?

 

No, the question is how to shift beauty to an internal level, rather than being a result of conditional comparison. Let's go experimental a little bit with self-marketing and see how my theoretician friends will react.

Eklentilerle uğraşıyoruz yüzyıllardır. Özün, bir nosyonun çıplak halinin üzerine eklenmiş olanları kendisine temel olanlar ile karıştırıyoruz. Nosyonların negatiflenmiş hâlleri esas iken, onların güncel hâlini konuşuyoruz. Aşk konuşuyoruz, toplum konuşuyoruz, gelecek konuşuyoruz, kurcalıyoruz. Bunları, o tanım alanlarının özleriymişçesine konuşuyoruz. Aşkın sonradan edinilen, toplumun sonradan oluşturulan ve katılınılan, geleceğin hep sonradan gelen erişilemeyen olduğu aklımıza gelmiyor. Hep ihmâl ediyoruz ve artık kimse bilmiyor çıplak, üzerine hâl eklenmemişleri konuşmayı. Sıfır zaman ve maddeyle sohbet edelim de demiyorum! Var olmanın bir gıdım sonrasındaki o şaşalı o şimdi tanımlarla bezediğimiz olguların mayalandığı sıfır-üstü sıkıştırılmış anlar...cafcafa bak!

Davranışsal Özgürlük

 

Taaa Gezi zamanlarından kalma şeyi buraya da koyuyorum.

 

Yıllardır uğraştığım "özgürlük" sorununu artık kafamda şekillendirebildim. Tam kafama yatan sebeplere oturtabildim artık. Aşağıdaki metin, bir introduction olabilir ancak. Teorik temelini her cümlede açıklamaya çalıştım. Eksik kalan, kafanızda temellendirmem gereken yerleri çok. Ama sağlıklı bir okuma ve belki bir iki sohbet, bu bir sayfalık şeyi yeterli kılacaktır aslında.

 

Bu sayfaya alayım seni:

Davranışsal Özgürlük

buldum buldum. tatlı bi hipotez ürettim genlerle ilgili. başka türlü başa çıkamadım artık:

 

belli ki, zekaya ve güzelliğe temel sağlayan, bu algıları sağlayan niteliklerin gelişmesini olumlu etkileyen genler, kimyasal olarak birbirleriyle uyumlu değiller. bu yüzden aynı zincirde (DNA) bir araya gelmeleri NKA mümkün olmuyor pek. bu kimyasal dengesizliği dengeleyebilecek başka moleküller o zincire dahil olduğunda, ancak o zaman bu genler bir arada olabiliyor. yani kendileri dışındaki moleküllerin ortamı stabilize hale getirmesine ihtiyaç duyuyorlar. yoksa birleşemiyorlar, bir arada olamıyorlar. yani, zekanın ve güzelliğin birleştiği insan sayısı, bu dengenin zar zor kurulmasına bağlı.

 

bu ne mi demek? forever alone...

NANKÖRSÜNÜZ. Yüz binlerce insan, binlerce yıldır bilim ve teknoloji üretiyor. Şükür ki bu üretimi kendi tatminleri için yapıyor çoğu. On binlerce başka insan, sizin günlük hayatınızdaki sosyal alışverişlerinizi, diyaloglarınızı, birbirinizi öldürmemenizi sağlayan soyut sistemler inşa ediyor. Böylece özgür devletleriniz, hukukunuz oldu. Şu an hayatınızdaki konfor veren (ve hatta çoğu zaman, vermeyen; fakat nötr olan) HER ŞEYİ o insanlara borçlusunuz. Siz ne yapıyorsunuz? TEMBELLİK mi yapıyorsunuz? Tembelliğinizi yaparken, tembelliğin varoluşsal hakkını vermeden mi onu yapıyorsunuz? Nankörsünüz. Çağdaş olan ve olmayan milyonlarca insanın emeğini hiçe sayıyor ve hala bilimi takip etmiyor, sosyal ve politik sorunlarınıza (ve onlardaki merak, mantık, verimlilik, doğruluk eksikliklerine) yenilerini katıyor, üstüne bir de meraklı, mantıklı, verimli ve doğru olmaya çalışan insanların hayatıyla uğraşıyorsunuz. Kötücül eylemlerinizdeki tek aracınız ise birlikte oluşunuz; bireysel güçlü araçlarınız yok.

 

Utandıysanız, toplum olmayı bırakıp topluluk olmaya çalışın ve VAR OLMA ve ETME kanallarınıza şöyle bir bakın.

 

Bu olağan bir ahlak çığırtkanlığı değil, olağan bir ahlak yıkımını öngören ahlak çığırtkanlığı. "Ayy."